7 Aralık 2015 Pazartesi

Olmaz Olmaz Deme Olmaz Olmaz

Kızlar aranızda barbi bebeklerini biriktirmeyen var mı? Ya da oyuncak araba koleksiyonu yapmayan erkek? Eğer bu oyuncakları biriktirmediyseniz ya imkanınız olmadığı içindir ya da başka bir oyuncağı biriktirmeyi tercih etmişsinizdir. Her ikisi de mi değil.  Peki ya biriktirdiğiniz kokulu not defteri yapraklarını da mı inkar edeceksiniz. Ya da renkli peçeteleri mi desek. Esprilere konu olmuş pul koleksiyonunu hiç saymıyorum bile. 

Nedendir bilinmez kıyısından köşesinden bir çoğumuz koleksiyonculuğa böyle başladık. Peki sonra ne mi oldu. Bu küçük koleksiyonerler birer istifçiye dönüştü. Koleksiyonerlikle istifciliği ayıran ince çizgiyi geçemeyip geleceğin istifçileri olduk. Ne ara olduk nasıl olduk bilmem ama istifçilikten kurtulmanın en önemli şartı istifçi olduğunu kabullenmek. Yoksa bir çöp evde komşularının şikayetiyle ortaya çıkan istifçi olarak akşam haberlerinde görebilirsiniz kendinizi. İstifçiliğimizin farkına varmamızı sağlamayı amaçlayan bu yazıyı okumanız olası çöp ev faciasından sizi kurtarabilir.

 

İstifçilik nasıl başlar?

Peki bizim bu biriktirme huyumuz nereden geliyor. Sigmunf Freud'a göre anal dönemde aşırı denetleme ve zorlama sonucu bu şekilde takıntılı düşünce ve davranışlar oluşabiliyor. Tabi tek neden bu değil. Yoksul bir ortamda büyümüşseniz yoksulluk korkusu ihtiyacınız olmasa da o şeyleri elinizde tutmanıza sebep olabilir. Bazende lazım olduğunda bulamama korkusu sizi bir şeyleri biriktirmeye itebilir. Annelerimizden miras ileride lazım olur sözü de bilinç altımıza altın harflerle kazınmış durumda. Eşyalarla duygusal bağ kurmada istifçiliğin sebeplerinden bir tanesi. 

Bende de bu potansiyel mevcut:)

Ev taşırken fark ettim ki (genelde böyle şeyleri ev taşırken fark ediyorum nedense) üzerinde ders notları yazan koli sayısı birden fazla. Not dediğim kitap olarak filan algılanmasın lütfen. Bildiğiniz arkadaşlardan sınav zamanları itinayla toplanmış fotokopiler. Bir öğrenciyseniz koli içinde  notların olması normal. Ama benim gibi üniversiteden mezun olalı epey zaman geçmişse bu durum anormal olabiliyor.  Ne zaman fazlalıkları atmaya kalksam içimden bir ses lazım olabileceğini söyleyip bana mani oluyor [İlerde lazım olur psikolojisinin yan etkilerine benden bir örnektir]. işte tam böyle düşündüğüm zamanlardan birinde bir istifçi olduğumu kabul ettim. Aslında bu itirafı orta okulda biriktirdiğim renkli not defteri yapraklarını atmaya kıyamayıp en sonunda kutu süslemede kullandığım zaman yapmam gerekirdi. Ama zararın neresinden dönsek kardır.Oradan oraya kutular içinde sürüklenen kişisel eşyalarıma bir göz attım ki yok yok. Orta okul ve lisedeki öğrenci kartım, o dönemlerde çekilmiş korkunç okul vesikalıkları. (insan böyle resimleri neden saklar ki). İlk gittiğim sinema bileti. İlk oy pusulam, lisede sıra arkadaşımla ders arasında yapılan beyin fırtınalarına ait yazışmalar, yurtta kaldığım zamanlarda kızların bana bıraktığı notlar, bir şekilde hoşuma gitmiş  küçük oyuncaklar (sürpriz yumurtadan çıkacak cinsten), stickerlar, kurutulmuş çiçekler, kokulu kağıtlar, kullandığım not defterlerinden geriye kalanlar, yazılmış bir kaç mektup, ne zaman kullandığımı hatırlamadığım tokalar. Liste uzar gider. [Eşyalarla duygusal bağ kurmak ve özel günleri hatırlatan nesnelerden ayrılamamak kısmına benden örnekler]

İtiraf Sırası Sizde:)

Bakalım sizde istifçilik var mı? Hadi evlerimizi bir kontrol edelim. Mutfak dolaplarından başlayın bakalım. İleride lazım olur diye sakladığınız kavanozlar, yoğurt kapları bidonlar yerinde duruyor mu? Ya da sobayı tutuştururum mangalı yakarım diye biriktirdiğiniz gazete kağıtları ne alemde. Artık size olup olmayacağını bile bilmediğiniz halde atmaya kıyamadığınız kıyafetleriniz yok mu? Peki ya ileride belki tamir ettiririm diye yatak altlarına sakladığınız bozuk aletlerde mi yok? Ben bundan kalemlik yaparım süslerim diye diye atmadığınız kutularınız nerelerde.Şimdiye kadar olanlara yok dediyseniz yahu evinizde şöyle belki lazım olur dediklerinizi doldurduğunuz bir çekmecenizde mi yok. 


İstifçiliğimizden telefonlarımız nasibini ne kadar almış olabilir. Hadi bakalım gençler dökülün. Kaç mesajı silmeye kıyamıyorsunuz saydınız mı hiç. Ya da mail kutunuzu en son ne zaman temizlediniz. Galerimizde büyük yer kaplayan screenshot dosyasını hiç sormayalım. Oradakilerin bir çoğunu nasıl olsa bir gün kullanırız değil mi ama. 

Gönül rahatlığıyla bende bunların hiç biri yok diyenler dağılabilir sizlik bir durum yok. Benimde biriktirdiğim şeyler varmış sen söyleyince fark ettim ama üşenmeden kalktım hepsini çöpe koydum diyenler sizlerde dağılabilirsiniz. Ama etrafınızda böyle takıntıları olan tanıdıklarınız varsa ya da konu halen ilginizi çekiyorsa kalın :) 

Benim gibi istifçi potansiyeline sahip arkadaşlar siz de kalın biz devam ediyoruz. 

Amanın Ne Yapsak!

Takıntılı bir davranış olarak görülen biriktirme, atamama psikolojide Obsesif Kompulsif Bozukluk ve ya Dispozofobi olarak adlandırılır. Her davranış bozukluğu gibi davranışın hastalığa geçtiği sınır yaşamı olumsuz etkilemeye başladığı andır. Bu takıntılarımız bizim hayatımızı zorlaştırmaya ve yönetmeye başladıysa nostaljik bir davranış olmaktan çıkıp patolojik olmaya başlıyor. Durumu şöyle özetlersek biriktirdiğimiz şeyleri atabiliyorsak sıkıntı yok ama işe yaramadığı halde atamıyorsak sıkıntı orada başlıyor. Bu noktada lazım olur kısmı devre dışı kalıyor sadece biriktirmeye odaklanıyoruz. Rahatsızlığınız ilerledikçe her şeyi biriktirmeye başlıyorsunuz. Kendi biriktirdikleriniz yetmiyor yakınlarınızdan komşularınızdan kullanmadıkları eşyaları topluyorsunuz. Bir gün çöpün yanından geçerken kendinizi yazık bu çöpe atılır mı hiç derken bulabilirsiniz. Kaçınılmaz son çöp ev!!

 Peki bu noktaya gelip gelmediğimizi nasıl anlarız? 

Burada en önemli kriter bu takıntılı davranışınızın sizin ya da etrafınızdakilerin hayatını ne kadar aksattığı ve rahatsız ettiğidir. Buna kendiniz karar veremiyorsanız etrafınızdakilerin söylediklerine kulak verebilirsiniz. Tabi lazım olur diye atmadığınız kavanozlarınız diğer mutfak eşyalarının yerini de işgal ediyorsaya ya da doğal gazlı evinize rağmen hala soba tutuşturmak için biriktirdiğiniz gazeteleriniz duruyorsa  bir an önce bir uzmanla görüşmekte fayda var.