12 Şubat 2016 Cuma

For One Fine Day (5) Bölüm


Yong daha fazla soru sormaya cesaret edemedi. 2 dakika önce neşeyle kendisini dinleyen kız gitmiş yerine Mona Lisa'nın diğer yüzü gelmişti. Merakına yenilip yine Esin'i üzdüğü için suçluluk hissetti. Gidip bavulundan kamerasını aldı. Sonra çalışma masasında duran laptopu kaptı. Esin'i nasıl güldüreceğini biliyordu. Laptopu açıp kamerasını bağladı. Görüşme saatini beklerken Esin'in çektiği resimleri açtı. Beklediği gibi olmuştu. Esin Yong'un komik pozlarına gülmeye başlamıştı bile. İstanbul'da çekilen resimler bitince Yong kameradaki
diğer resimlerle devam etti. O kadar çok resim bakmışlardı ki artık ikisininde uykusu gelmişti. Esin gidip Yong'a ev arkadaşından boşalan yatağı hazırladı. Yong yattığında Esin hala ortalığı topluyordu. Sonra gidip makyajını temizledi kremlerini sürdü ve uyuma numarası yapan Yong'a baktı. İçinde olduğu güne inanası gelmiyordu. Tanımadığı bu adama neden bu kadar şey anlatıyordu ki. Sessizce ışığı kapatıp yatağına geçti. Kafasında sürekli çatıya çıktığı o günü bant gibi başa sarıp duruyordu...
##@##@##@##@##@##@##@##@##@##@##@##@##@##@##@##@##@##@##@##@##@#
Esin artık tüm umudunu kaybetmişti. Masada duran defterini açtı. Ona küçükte olsa bir gülümseme katan ilkokul yıllarından kalma notlardan birine gözü ilişti. 'Kalbindeki yükü bırak ve kozandan çık. Kanatların sana istediğin özgürlüğü verecektir' ve birde kelebek resmi. Kafasında sürekli bu sözler dönüp duruyordu. Masadan kalkıp yürümeye başladı. Kendinin farkına vardığında çatının kenarından aşağıya bakıyordu. 'Kanatların sana özgürlüğü verecektir' belkide özgür kalabilmenin tek yolu boşlukta kaybolmaktı. Kenara bir adım daha yaklaştı ve duvarın üstüne çıktı. Sanki artık rüzgarı daha iyi hissedebiliyordu. Gözlerini kapatıp boşluğu dinledi. Rüzgar bile kulağına aynı şeyi fısıldıyordu. 'Kanatların sana özgürlüğü verecektir.' Kendini boşluğa bırakıp her şeyden kurtulmak istiyordu. Birden bir el onu geri çekti. Çekmenin etkisiyle yere düşünce aralanan gözleri inip kalkan yabancı bir göğüse bakıyordu. Bir müddet öylece kala kaldılar. Az önce çatının kenarındayken şimdi tanımadığı birinin göğsünde heyecandan çarpan kalbini düzene sokup nefes almaya çalışıyordu. Bu güne kadar kimse onu ve yaptıklarını umursamazken bu çocuk neden onu kurtarmak istemişti ki. Nefes almayı beceremeyince başını tanımadığı göğse iyice yaslayıp onun nefes alışlarıyla ritmi tutturmaya çalıştı.
"Üstümden kalkacak mısın artık. Hayır hayatını kurtardığım kişi tarafından öldürülmek istemiyorum."
"Hı"
"Nefes alamıyorum kalkar mısın?"
"Ah tabi."
Hala olayın şokundaydı ve duvara yaslandı. Biraz önce çatının kenarında duran kızdan sıyrılmaya çalıştı. Çocuğun söylediklerini kulağında ilahi bir uğultu gibi çınlıyordu. Acaba düştü mü. Acaba cennette miydi. Böyle bir çocuk ona baktığına göre cennette olmalıydı. Yüzünün ince kıvrımları özenle işlenmiş bir heykelin ki kadar pürüzsüz duruyordu.
"Bu arada ben Joong."
Joong mu? Yeteri kadar güzel değilmiş gibi birde şiir gibi bir ses kesin cennette olmalıydı. Yüzünü incelerken bir yandan da çocuk konuştukça dudak hareketlerini seyrediyordu.
"Gerçekten aklından ne geçiyordu da oraya çıktın. Kafayı mı yedin sen. Hoş okulda yaptıklarına bakılırsa yemiş olmalısın. "
Bu güzelliği izlerken konuşmayı unuttuğunu fark etti. Çocuğun söyledikleri uyanmasını sağladı. Hala içinde bulunduğu iğrenç hayatı yaşamaya devam ediyordu. Gerçekleri idrak edince bağırma isteği boğazında bir yumru oluşturdu. Ağlamak istiyordu ama ağlayamıyordu. Bu zamana kadar o kadar çok ağlamıştı ki artık gözleri izin vermiyordu. Avucundaki notu sıkmakla yetindi.
Joong bu kızla alakalı çok şey duymuştu. Okulda bu denli popüler olmasına rağmen ilk kez onu bu kadar yakından görüyordu. Bu masum yüzlü kızın neler yaşadığıyla alakalı hiç bir fikri yoktu. Ama hiçbir şey bilmeyen biri bile gözlerine bakınca çektiği acıyı rahatlıkla anlayabilirdi. Helede geldiği şu son nokta. Her ne yaparsa yapsın kim olursa olsun bunca zamandır onu tanımaya çalışması ona yardımcı olması gerekirdi.
"Bende bir keresinde buna benzer bir şey yapmıştım biliyor musun. Dolaylı yoldan kendimi öldürüyordum."
Bir tepki bekledi Joong ama kafasını yere eğmiş titremekle meşgul kız belli ki ağlamamak için kendini tutuyordu.
"Tabi ben senin gibi çatıya çıkmadım aileme kızıp evden kaçtım. Sokakta yaşamak sandığımdan daha zormuş. Açlıktan neredeyse bir inşaatta ölecektim."
Evet istediği olmuş ve dikkatini çekmeyi başarabilmişti Joong. Eğdiği başını kaldırırken tuttuğu göz yaşından bir damla süzüldü yüzünden. Joong'a bakıp o bir damlayı elinin tersiyle sildi.
"Sonra ne oldu."
"Şuan seni kurtarabildiğime göre hala ölmemişim."
Evet belki yersiz bir espriydi ama küçükte olsa bir gülümsemeye sebep olmuştu.
"Kendini çatıdan atacağına okulda olay çıkarsaydın ya. Hiç olmadı karışıklıktan yararlanır erişte yemeye giderdik."
"Çok istiyorsan bir ara yaparım."
"Düşündüm de artık böyle kendine zarar verecek şeyler yapamazsın."
"Neden ki."
"Hayatını kurtardığıma göre artık senin sorumluluğunu almam gerekir. O yüzden başını belaya sokacak şeyler yapmana izin veremem."
"Böyle bir zorunluluğun yok."
"Olmasa bile almak istiyorum."
Bu çocuk neyin peşindeydi ki. Hayatını kurtardı diye her istediğini yapacağını mı sanıyordu. Üstüne birde elini tuttu. Kalp atışları yeniden düzenini unutup kendi kafasına göre atıyordu. Serçe parmağı Joong'un parmağıyla buluşunca ne yapmaya çalıştığını anlayamayan gözleri yeniden Joong'un yüzüne çevrildi.
"İşte buda mührü. ."
"Benimle ilgili bilmediğin çok şey var. Ben lanetli biriyim yine de benim sorumluluğumu alacak mısın?"
"Hımm. O zaman bir an önce anlatmaya başlasan iyi olur. Başıma nasıl bir bela sardım bilmem gerekir."
"Hala vazgeçebilirsin."
"Oradan bakınca tavuk gibi mi gözüküyorum. Anlatmaya başlasan iyi olur."
#####
Yong yatakta birden dönünce komedinin üstündeki toka yere düştü ve çıkan ses Esin'i geçmişten sıyırdı. Esin Yong'a seslenmek sabaha kadar onunla konuşmak bu seferde Joong gibi onun omuzlarında ağlamak istedi. Ama Yong gidecek hemde Joong kadar bile kalmadan. Sonrasında yeniden derin bir yalnızlık. Yorganı kafasına çekti ve tüm sesleri susturmaya çalıştı.