4 Şubat 2016 Perşembe

For One Fine Day (2) Bölüm


Telefonun sesiyle uyanan Esin zor bela açabildiği gözünü telefona çevirdi. Arayan Yong'tu. Yong'un başına birşey gelmiş olabileceğini düşününce telefona bile cevap vermeden yataktan fırlayıp Yong'un odasına koştu. Yong Esin'i kapıda görünce sanki aradığı o değilmişcesine şaşırdı. Hala uykusundan ayılamamış Esin bir cevap aracasına baktı Yong'a. Yong'un sadece acıktığı için kendisini aradığını öğrenince sinirlenecek gibi oldu ama telefona cevap vermiş olsaydı bu kadar endişelenmesine gerek kalmayacaktı. Kendi hatası olduğu için sessizce komidinin üzerindeki telefonu aldı ve resepsiyonu arayarak sipariş verdi.

Yong yemeğini yemesine rağmen sürekli huzursuzluk çıkarmaya çalışıyordu. Esin daha öncede Koreden gelen ünlülerle çalışmıştı ama ilk defa biri bu kadar huysuzluk ediyordu. Oldukça yorgun üstüne birde uykusuzdu. Bu kaprisli çocuğa daha ne kadar katlanabileceğini düşündü. Yong ise yabancı bir ülkede ilk defa yalnızdı ve kendisiyle aynı dili konuşan birinin varlığına ihtiyaç duyuyordu. Ama bunu kendisine sürekli sert davranan Esin'e söyleyemezdi. Bunun yerine odada kalmasın için sürekli bahaneler üretiyordu. Telefonu çalınca Yong Esin'e çıkardığı husursuzluklardan vazgeçip konuşmaya daldı. Telefonu kapattığında koltukta uyuya kalan Esin'i fark etti. Sessizce Esin'in üzerini örtüp yatağına uzandı...
*********************************************************************************************
Erkenden uyanan Esin Yong'un uyuduğunu görünce ufak işlerini halletmek için otelden ayrıldı. İşlerini halledip otele dönerken Türk yemeklerine alışık olmayan Yong için yiyecek birşeyler aldı. Bir zamanlar kendiside aynı zorlukları yaşadığı için Yong'u anlayabiliyordu. Yol boyunca Türkiye'deki ilk zamanlarını düşündü.
Yong uyandığında gözleri Esin'i aradı. Annesini kaybetmiş çocuk tedirginliğiyle Esin'in uyuduğu koltuğa baktı ama Esin yoktu. Telefonunu uzanıp Esin'i aradı. Ama Esin yine telefona cevap vermiyordu. Tedirgin bir şekilde beklemeye başladı. Kapıda bir tıkırtı duyunca hemen kapıya koştu. Yong'u uyandırmamak için sessizce odaya girmeye çalışan Esin kapıyı açar açmaz Yong'u karşısında buldu. Yong'un endişelendiği her halinden belli oluyordu.
"Neden haber vermeden kayboldun."
"Uyuyordun dışarı çıkmam gerekiyordu."
"Nasıl böyle sorumsuzca davranabiliyorsun?"
Esin Yong'un bu denli endişelenmesine bir anlam verememişti. Neticede çocuk değildi ve telefon numarasını da kaydetmişti.
"Telefon etseydin ya!"
"Etmediğimi mi sanıyorsun... hııh"
Esin telefonun sessizde olduğunu hatırlayınca bir an için duraksadı. Ama altta kalmaya hiç niyeti yoktu.
"Neden çocuk gibi mızmızlanıyorsun geldik ya işte. Ne oldu yani kaçtım filan mı sandın."
Yong bu kadar endişelenmişken Esin'in bu umursuz tavırları daha da sinirlenmesine sebep oluyordu.
"Hiç anlamıyorsun değil mi?"
Esin gerçekten de Yong'un bu tavırlarından bir şey anlayamıyordu. Donuk ifadesiyle cevap vermeden Yong'un yüzüne baktı.
"Yabancı bir ülkedeyim kimseyle konuşamıyorum. Ve ilk kez tek başına kalıyorum ne kadar zorlandığımı göremiyor musun? İlla açık açık söylemem mi gerekiyor. Seni göremeyince ulaşamayınca ne kadar korktum haberin var mı senin.."
Esin Yong'tan bunları duymayı hiç beklemiyordu. Ünlü Yong'un sadece kapris yaptığını düşünmüştü ama dolmuş gözlerine bakınca Kore'de yalnız başına ağlayan küçük kızı hatırladı. Silmeye çalıştığı halde böyle aniden eskileri hatırlamak Esin'i güçsüz bırakıyordu. Ama Yong'a da kızamıyordu. Çünkü oda şu an için Kore'deki küçük kız gibi çaresizdi.
"Özür dilerim gerçekten düşünemedim..."
Yong saşırmıştı. O buz gibi katı kız azarlamasını beklerken kendisinden özür dilemişti. Hemde gerçekten içten ve ince bir özür... Sesindeki sertlik yerini yumuşak bir tınıya bırakmıştı. Kalbi okşayan bir tınıya...
"Ben senin böyle davranarak sadece kapris yaptığını düşünmüştüm. Telefon içinde özür dilerim gece sessize almıştım o yüzden duymamışım. Ama daha dikkatli davranacağım. Merak etme ülkene dönene kadar sorumluluğunu alacağım. Bir yere kaçmam. Endişelenirsende bana açık açık söyleyebilirsin."
Oldukça şaşkın Yong sadece başıyla onaylamakla yetindi. Esin'in yumuşak sözleri sakinleşmesi için yeterli olmuştu.
"Aç olan sadece ben değilimdir umarım."
"Evet ama.."
"Merak etme resepsiyondan sipariş vermeyeceğim. Yiyebileceğin bir şeyler getirdim."
"Sen.. sen nereden bildin ki yemekleri yiyemediğimi?"
"Gece yemek yerken ki yüz ifadeni görmen gerekirdi. Ayrıca Kore'den döndüğümde bende çok zorlanmıştım yemek konusunda."
Yong iştahla yemeklere bakarken Esin'in sözleriyle zafer kazanmış çocuk misali sevindi.
"Upps. Kore'den dönmek mi. Biliyordum orda daha önce yaşadığını biliyordum."
"Eee ne olmuş."
"Neden sadece dil kursu aldığını söyledin ki. Kore'de yaşamış olmanın nesi kötü."
Esin ard arda gelen bu sorularla küçük kız çocuğunun üzerinde bıraktığı etkiden sıyrılıverdi ve yüzüne yine o donuk ifadeyi yerleştirdi.
"Sorulardan hoşlanmam. Kore'de yaşadım desem bir sürü soru soracaktın. Ki haksızda değilmişim."
"Bunu anlamak için sorulara gerek yok ki. Bu kadar iyi konuşabilmen için en az 3 yıl orada kalmış olman gerekir. Belki de daha fazla."
"Dahi olamaz mıyım!"
"Sadece iyi konuşsan belki. Busan aksanını da anlıyorsun. Bu kadarı bir dahi için bile fazla. Bunun için Busan'da yaşamış olman gerekir."
"Davranış bilimci filan mısın? Bu kadar dikkatli olabileceğini düşünmemiştim."
"Hayır ama o kadar cok tercümanla karşılaştım bu kadar iyisini görmedim."
"Benim Busan aksanını anla..."
"O kadar benimsemişsin ki arabada Busan aksanıyla homurdandığımda sanki normal Korece konuşuyormuşum gibi cevap verdin. Bilmesen anlayamazdın. Haksızmıyım. Kore'de olduğun süreyi orada geçirdin değil mi?"
Esin Yong'un dedektif misali ard arda yaptığı tespitlere şaşırma fırsatı bile bulamıyordu.
"Evet"
Zafer kazanmış edasındaki Yong sevinç gülücükleri atarken kahvaltı hazırlamaya dalmış Esin bir an Yong'a baktı. Geldiğinden beri ilk defa onunla bu kadar uzun konuşmuştu ve onu yanlış tanıdığını fark etti. O anlatmadan birinin onu anlaması beklenmedik şekilde hoşuna gitmişti. Beraber yemek yemeye başladılar.
"Ovv. Esin sen yemek konusunda da çok iyisin. Koreli olmadığına emin misin?"
Bu son soru Esin'in sinirlenmesine yetmişti.
"Türküm dedim ya. Daha kaç kere söylemem gerek."
Esin'in sesindeki yumuşaklık tamamen kaybolmuştu. O yumuşak atmosferden sonra bu sert çıkış Yong'un şaşırması için yeterli olmuştu.
"Ben sadece iltifat etm..."
Hassas yerinden vurulduğu için sesini kontrol edemeyen Esin Yong'un yüzü düşünce hemen pişman oldu. Sözünü bitirmesine izin vermeden;
"Yemekler hazır buradaki bir Kore mutfağından iltifata gerek yok. Bu kahvaltıda sadece bu günlük. Otel yemekleri fikrine alışsan iyi olur."
Neden böyle konuşmuştu ki sanki. Zaten Yong istese ona Kore yemekleri yedirmek zorundaydı. Kahvaltı sofrasından kalktı ve cama yöneldi. Biraz İstanbul'u seyretmek ve Koreyi unutmak istiyordu. Yong ise ne gibi bir hata yaptığını düşünerek kahvaltısına devam etti. Odadaki sessizliği Yong'un çalan telefonu bozdu. Organizasyon şefi aramıştı ama çat pat Korecesinden bir şey anlamayan Yong telefonu Esin'e verdi. Esin şefle konuşup buluşma yerini ve saatini belirledi. Konuşurken bütün planları detaylı şekilde not alıyordu. Onu izleyen Yong Türkçeyi de muntazam konuştuğunu fark etti. Nedense bu kızı gördüğünden beri Koreli olduğunu düşünmüştü ama artık Türk olduğu kanaatine varmıştı. Belkide sadece Koreli olmasını istiyordu. Bunları düşünürken Esin'in sesiyle irkildi.
"Hazırlanman gerek gideceğimiz güzergahta ilerleyen saatlerde trafik olabilir. Erken çıkmakta fayda var. Yarım saat sonra gelir seni alırım."
"Sen nereye gidiyorsun ki şimdi ben.."
"Yan odaya kadar gidiyorum merak etme benimde hazırlanmam gerek. Hem seni giyinirken izlemek istediğimi hiç sanmıyorum."
"Ohh tmm. Ben hazırlanacağım."
"Sade giyinmeye çalış fazla dikkat çekersen hayranların seni tanıyabilir. Birde korumaları başıma bela etmek istemem."
"Tamam."
Yong yırtık bir blue jeen seçip üzerine düz siyah bir tşört geçirdi. Ve yüzünü kapatması içinse siyah bir şapka. Saatinide takmıştı ama burada bir işine yaramayacağını düşününce geri çıkarttı. Bir an alay konusu olmak istemediğini düşündü. Saatin yerine şans getirmesi için annesinin aldığı bilekliği taktı. Hazırlanmasını bitirmişti ki kapı sesi geldi. Sırt çantasını da alıp kapıyı açtı. Esin'i görünce gülmeye başladı.