6 Şubat 2016 Cumartesi

For One Fine Day (3) Bölüm


Sözleşmiş gibi aynı renkleri giyinmişlerdi.Esin de yırtık bir jeen ve siyah gömlek tercih etmişti. Şapka yerine gözlüklerini takmış saçlarını da açmıştı. Yong gülmeye ara verip;
"Böyle giyinince çift gibi olmamışmıyız sence de :)"
Esin Yong'un söylediklerine hak verdi ve Yong'a beklemesini söyleyerek Odasına girdi. Aceleyle beyaz tşörtünü giyip çıktı ve yola koyuldular. Yong yol boyunca İstanbul'u seyretti. Esin'in beklediği yoğun trafik olmayınca istenilen saatten erken gelmişlerdi. Bu yüzden Esin vakit geçirmek için Yong'a bir kaç yer gezdirdi. İstanbul'a ilk kez gelen Yong sürekli grup arkadaşlarına göstermek için resim çekiyordu. Bir resmide instagramda paylaşacaktı ki Esin engel oldu.
"Ne yapıyorsun sen. Bütün hayranlarını buraya toplayacaksın şimdi. Gizli geldiğini unuttun galiba. Bu açığa çıkarsa sorumlusu ben olurum."

Yong nedense bu gizli gelmek fikrine alışamamıştı bir türlü. Esin'in uyarısıyla instagramdan onu takibe alan hayranlarının onu bulma olasığı gözünü korkuttu. Ama burada geçirdiği süre boyunca eğlenmek istiyordu. Elindeki telefonu Esin'e uzattı.
"Hımm. O zaman açığa çıkmasını istemiyorsan benim resimlerimi çekmen gerek. "
Yong'un bu tehtidvari isteği Esin'in hoşuna gitmemişti ama yapabileceği bir şey de yoktu. Her ne kadar Yong'un sorularını görmezden gelsede istediklerini yapmak zorundaydı. Neticede bunun için görevlendirilmişti. mecburda olsa yüzüne memnuniyetsiz ifadeyi yerleştirmeyi ihmal etmedi.
"Sadece resmini çekmemi istesende yapardım."
"Nedense istediklerimi yapmayacak gibi duruyorsun hep. Hadi alda çek o zaman."
"Peki."
Yong sabahki gerginliği almak için Esin'e komik komik pozlar veriyordu. Ve başarılıda olmuştu.
"Bu pozlardan biri medyaya sızarsa rezil olursun biliyorsun değil mi?"
"Montaj olduğunu söylerim. Sonuçta benim gibi yakışıklı birinden böyle pozları kimse beklemez."
"Haklısın."
Esin'in onayıyla Yong keyiflendi.
"Demek yakışıklı olduğumu düşünüyorsun. Bu kız iltifat etmesini iyi biliyor."
Esin öyle olmadığını öyle düşünmediğini söyleyecekti ki vazgeçti gülümsemekle yetindi. Her ne kadar bunu açıkça söyleyecek karakteri olmasada Yong'un yakışıklı olmadığını söyleyemezdi ki söylerse bu yalan olurdu. Yong'un kendisini neşelendirmek için çaba harcadığını da görebiliyordu. Düşünceleri bir kenara bırakıp komik Yong'un resimlerini çekmeye devam etti. Buluşma saati gelmişti. Görüşme akşam yemeği sırasında yapılacaktı. Yong için Türkiye'nin meşhur yemekleri hazırlatılmıştı. Yemek sırasında Esin de organizasyon şefinin ve Yong'un konuşmalarını çeviriyordu. İki tarafta anlaşmaya varmıştı. Bir saat süren yemeğin ardından yarınki sözleşme protokolünü kararlaştırdılar. Protokolde gizli yapılacaktı ve çekilen resimler Yong'un ülkeden ayrıldıktan sonra medyayla paylaşılacaktı. Bunlar konuşulurken bir yandan da masada iştahla yemekler yeniliyordu. Yong hariç. Sabahki sert çıkışı aklına gelen Esin Yong'a karşı kendini suçlu hissetti. Ama onu bir Kore lokantasına da götüremezdi. Masada konular karara bağlanınca tuvalete gitmek için izin istedi. Tuvalette internetten otele 2 saat sonrası için yemek siparişi verdi ve masaya geri döndü. Artık otele dönme vakti gelmişti. Arabada gün boyu şebeklik yapan Yong'un sesi bile çıkmıyordu. 1 saat sonra otele döndüler. Esin Yong'u odasına bıraktı ama Yong yalnız kalmak istemiyordu. Esin duş alıp üzerini değiştirip geleceğine dair söz verdi. Yong odasına girdi duş aldı üzerini değiştirdi ve Esin'i beklemeye koyuldu. Yarım saat olmuştu ama Esin hala gelmemişti. Bir ara eli telefona gitti ama hazırlanmasının zaman alacağını düşünerek kendini avuttu. Bir saat sonunda esin hala yoktu. Gelmekten vazgeçtiğini düşünüp uyumaya çalıştı ama açlıktan uyuyamıyordu. Kapı çalınca hemen gidip açtı. Esin'i görünce sevinçten neredeyse boynuna atılacaktı ki kendi frenledi. Bu Esin'in hoşuna gitmezdi. Duraksayınca Esin'in elindeki paketleri fark etti.
"Bütün gece böyle kapıda dikilip içeri girmemi mi engelleyeceksin."
"Ah pardon girsene... Onlar ne?"
"Ne olsun istersin."
Yong düşünürken Esin arkası dönük paketleri açıyordu.
Ddeokbokki... Bibimbap... Dur dur en iyisi.. Of ne diyorum ben suan Ramene bile razıyım.
Esin tabak almak için mutfak kısmına yönelince Yong gözlerine inanamadı. İstediği her şey masadaydı.
"Sen sihir filan mı yaptın. Bütün bunları ne ara aldın. Aklımı filan mı okuyorsun. Çok güzel kokuyorlar."
"Röportajlarında o kadar çok yemekten bahsetmişsin ki akıl okumaya gerek kalmadı."
"Vayy. Beni mi araştırdın."
"Bence konuşmayı bırakıp soğumadan yemelisin. 1 saattir gelmelerini bekliyorum zaten."
Yong dikilirken Esin çoktan yemeye baslamıştı bile.
"Opp hepsini bitireceksin biraz yavaş ye... "
İkiside yemeğe odaklanınca ortalığı bir sessizlik kapladı. Sessizliği bozan yine Yong oldu.
"Bana bir daha yemek getirmezsin sanıyordum."
"Sana getirmedim ki zaten kendime getirdim. Ne kadar aç olduğum belli olmuyormu."
"Ah evet. Neredeyse hepsini tek seferde yutacaksın. Bir kız nasıl böyle yemek yiyebilir."
"Biraz daha konuşursan nasıl bitireceğimide görebilirsin."
Esin yemekleri yerken enteresan bir şekilde Kore yemeklerini özlediğini fark etti. Geldiğinden beri nedense Kore yemekleri yemiyordu. Her şey gibi yemeklerede küşmüştü.
Yemek bitince Esin etrafı toplarken Yong telefonuyla uğraşıyordu. Bu sefer sessizliği bozan Esin oldu.
"Yarın için giyeceklerin hazır mı."
Yong gözünü telefondan ayırmadan cevap verdi;
"Evet"
"Öğlen imzaları atmış olursunuz. Koreye dönüşün için rezervasyon yapayım mı?"
"Uçağa yetişebilir miyim ki? Sadece tek sefer var ve o da 4'te."
"Anlaşmayı imzaladıktan sonra direk hava limanına geçeriz."
"Peki ya eşyalarım."
"Çıkarken onlarıda yanımıza alırız arabada dururlar. 2 saat arabada kaldılar diye canları sıkılmaz herhalde."
"Peki de neden böyle alel acele gitmem gerekiyor ki?"
"Zaten gitmeyecek misin ben senin için söyledim. Kore'deki işlerin aksamasın diye."
Yong'un yüzündeki ifadeden keyfinin kaçtığı belli oluyordu. Tekrar elindeki telefona odaklandı. Esin'in yüzüne bakmak istemediğini fark etti.
"Bence sen kendin için istiyorsun bakıcılık yapmaktan sıkıldın tabi."
"Bu benim işim zaten. Sıkılsam bile yapmak zorunda olduğum bir iş."
"Bir an önce hallet o halde. Ve ben uyuyacağım yeteri kadar yoruldum."
"Peki"
Esin Yong'un bu alınganlığına bir anlam veremedi. Pek umursadığıda söylenemezdi. Söylediklerinde yanlış bir şey yoktu ve evet işi olduğu için Yong'la ilgilenmek zorundaydı. Elindekileri çöpe bıraktıktan sonra kapıyı çekip kendi odasına geçti. Uyumaya çalıştı ama bir türlü uyuyamıyordu.
**************************************************************
Yong erkenden kalkıp eşyalarını toparlamış ve üzerini giyinip Esin'i beklemeye koyulmuştu. Esin de ne diyeceğini bilmediğinden Yong'un yanına gitmek için buluşma saatine kadar bekledi. Kapıyı çalar çalmaz elinde bavulla takım elbisenin içinde muhteşem görünen Yong koridora çıktı.
"Gidelim."
Genelde Esin'den beklenen soğuk tavırlar bu sefer Yong'tan gelmişti.
"Sanada merhaba."
"Burada daha fazla vakit kaybetmek istemiyorum gidelim lütfen."
Yong önde Esin arkada çıkışa doğru ilerlediler. Esin resepsiyona uğrayıp Yong'un çıkış işlemlerini yaptı ve yola koyuldular. Yol boyunca camdan dışarı bakan Yong hiç sesini çıkarmadı. Protokol salonuna geldiklerinde Yong organizasyon şefini selamladı. Esin tercümanlık yaparken bile onla göz göze gelmemeye çalışıyordu. İmzalar atıldı, bir kaç kare resim çektiler ve Yong ayrılmak için izin istedi. İyi dileklerini sunarak salondan ayrıldı. Esin'de peşinden koşup ona yetişmeye çalışıyordu. Yong çıkışa yaklaşmıştı ki kolundan tutup durdurdu.
"Delirdin mi sen ne yapıyorsun. Beni zor duruma soktuğunun farkında değil misin? Sana yetişeceğim diye ayaklarım koptu."
"Benden bir an önce kurtulman için işleri hızlandırıyorum."
"Ne bu şimdi. Neyin alınganlığı. Kötü bir şey mi söyledim."
"Buradan bir an önce gitmek istiyorum. Biraz daha oyalanırsan uçağı kaçıracağım."
"off 'neden bütün manyaklar beni bulmak zorunda ki' "
Yong Esin'in dediklerini anlamasa da durumdan yakındığı apaçık ortadaydı.
"Korece konuşmazsan ne dediğini anlayamam... Ki şuan ne dediğinden çok benim ne istediğim önemli ve ben gitmek istiyorum."
"Ya dediklerini yapmazsam."
"Benim için çalıştığını unuttun galiba. Hoşlanmasan bile bu senin işin ve yapmak zorundasın."
"Doğru. Gidelim bir an önce bu iş bitsin."
Esin hızla arabaya geçti ve çalıştırdı. Neredeyse Yong'un binmesini beklemeden gaza basıp gidecekti. Sinirlendiği her halinden belli oluyordu. Ama neden sinirlenmişti ki bunlar kendi sözleriydi. Yol boyunca bunu düşündü. Yong'a olan siniri yerini Kore'ye olan öfkesine bırakmıştı. Geldiğinden beri sırf Koreli olduğu için bu çocuğa zulüm ettiğini düşündü.
Onun ne suçu vardı ki. Diğerleri gibi emirler yağdıracakken oldukça kibar davranmış hatta yardımcı bile olmuştu. Unutmaya çalıştığı geçmişi en ufak fırsatta hunharca kendini gösteriyor Esin'i olmak istemediği birine dönüştürüyordu. Kendi içinde hesaplaşırken Yong'tan özür dilemek için cesaretini topladı ve ona doğru döndü. Yong kulaklığını takmış sanki bir şey umurunda değilmiş gibi kendini müziğe kaptırmıştı. Esin dileyeceği özrün bir kıymeti olmayacağını düşünüp vazgeçti. Hava limanına geldiklerinde Esin arabayı park etti. Yong ondan önce davranarak valizi aldı.
"Buradan sonrasını ben halledebilirim gelmenize gerek yok. Her şey için teşekkürler."
Esin'in cevabını beklemeden yola koyuldu. Hava limanının kapısından içeri girdi. Güvenlikten geçti. Tanınmamak için şapkasını öne eğdi. Biletini almak için yöneldi. Görevliyle İngilizce iletişim kurup biletini almaya çalışıyordu ki....